Hekimlere Muayenehane Açma Hakkı Hekimlere Muayenehane Açma Hakkı Kamuoyunda “Tam Gün Yasası” olarak bilinen, özünde üniversitelerin Tıp Fakültelerinde görevli öğretim üyelerinin çalışmalarına ilişkin düzenlemeler barındıran kanun, hem getirdiği düzenlemelerin etkisi sebebiyle öğretim üyesi olan doktorlar arasında hem de kanunun, özellikle anayasaya uygun olup olmayışı açısından hukuk camiasında uzun süredir gündemdeki yerini korumaktadır. Tam gün yasası olarak bilinen düzenlemenin 2009 yılından itibaren tartışılmaya başlanması Kanunun mahiyeti ve çıkacağı tarihin belirsizliği Muayene açmak isteyen Hekimlerin bu girişimlerinden vazgeçmelerine, muayenehane çalıştıran hekimlerin ise ruhsatlarını iade etmeleri nedeniyle mağduriyetlere sebep olmuştur. Bilindiği üzere, 18/01/2014 tarihinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa Geçici 64 madde eklenmiştir. Bu düzenleme, mesai saatleri dışında çalışma ruhsatı ile özel muayenehane işleten veya poliklinik ve tıp merkezi gibi sağlık kuruluşlarında çalışan öğretim üyelerini, öğretim üyesi oldukları üniversiteleri ile mesai saatleri dışında çalışmakta veya çalıştırmakta oldukları iş yerleri arasında seçim yapmak durumunda bırakmış kısa anlatımla öğretim üyelerinin mesai saatleri dışındaki doktorluk faaliyetlerini sürdürme hakları ellerinden alınmıştır. Kanunun çıkış tarihi olan 2011 yılından önce tartışılmaya başlamış olması sebebiyle çalışma ruhsatı ile faaliyet gösteren pek çok öğretim üyesi kanun henüz yayınlanmadan veya yayınlandıktan sonra çalışma ruhsatlarını bağlı oldukları İl Sağlık Müdürlüklerine iade etmiş bir kısmı ise zaten Tam Gün Yasası’nın çıkacak olması sebebiyle muayenehane açmak ya da benzeri müesseselerde çalışma fikrinden vazgeçmiştir. Diğer taraftan ise bir çok öğretim üyesi, çalışma ruhsatlarını iade etmeyip Anayasa Mahkemesinin kanunun iptal edeceği inancıyla Hukuka aykırı bir şekilde faaliyetlerine devam etmişlerdir. Nitekim; Yükseköğretim Kanunu’na eklenen Geçici 64. maddenin yürürlüğü 3 sene sonra Anayasa Mahkemesi’nce 09.04.2014 tarihinde durdurulmuş Muayenehane çalıştıran öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetinin icrasının önündeki yasal engel kalkmıştır. Ancak, Hukuka saygılı öğretim üyelerinin büyük çoğunluğunun kanunun çıkacak olması veya Kanunun çıkmasından sonra çalışma ruhsatlarını iade etmiş olmaları sebebiyle Sağlık Müdürlüklerine yaptıkları Ruhsatların iadelerine ilişkin başvurular reddedilmiş, ret gerekçesinde Anayasa Mahkemesi kararının hali hazırda çalışan Hekimleri kapsadığı ibaresine yer verilmiştir. Şüphesiz ki bu durum, birlikte mesai yapan aynı unvana aynı kıdeme aynı uzmanlık derecesine sahip öğretim görevlileri arasında farklı uygulamalara yol açmış ve esasen kanuna riayet etmeyi ödev bilen ve tam gün yasasının çıkmasıyla ruhsatını iade eden bir çok öğretim üyesini cezalandırırken anayasal hak olan eşitlik ve hakkaniyet bağlamında ihlallere yol açmıştır. Ret kararlarına karşı açılan davalarda İdare mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri uygulamada dar bir yorum benimseyerek sadece yasanın çıkmasından sonra 2011, 2012 ve 2013 yıllarında ruhsatını iade eden Hekimlerin taleplerinin kabulüne karar vermiştir. Daha önce muayenehanesini kapatan ruhsatını iade eden veya şartlara haiz olduğu halde başvuru yapmayan davacıların talepleri ret ile sonuçlanmıştır. Yüce Danıştayımız yaptığı temyiz incelemeleri sonucunda mağduriyetlerin özüne inen ve ilgililerin anayasal hakları çerçevesinde mağduriyetleri giderir yönde kararlar almaya başlamıştır. Sonuç olarak; sürecin başlangıcından bu yana yakından takipçisi olduğumuz, mesai saatleri dışında muayenehane çalıştıran veya poliklinik ve tıp merkezi gibi vs gibi kuruluşlarda mesleğini icra etmekteyken mevzuatın değişmesi ile Çalışma Belgelerini İl Sağlık Müdürlüklerine teslim eden veya Kanunun çıkacak olması sebebiyle muayenehane açmayan, benzeri müesseselerde çalışmaktan vazgeçen öğretim üyesi hekimlerimizin mesai saatleri dışında da mesleklerini icra edebilmelerinin önü açılmış ve yaşanan mağduriyetler verilen Danıştay kararları sonucunda giderilmeye başlanmıştır. Av. Akın BALCI
Bilişim Sistemine Girme Suçu Ve Instagram
Bilişim Sistemine Girme Suçu Ve Instagram Bilişim Sistemine Girme Suçu Ve Instagram Sosyal Medya insan hayatının vazgeçilmezi durumunda olup insanlar arasındaki erişim, ilişki ve bağlantıların neredeyse tamamını kapsar hale gelmiştir. Haberleşme, alışveriş, reklam, flört, tanıtım gibi tüm faaliyetler sosyal medya tanımını içerisinde özellikle de instagram üzerinden yapılmaktadır. Kullanıcı sayısındaki yaşanan artış ile sosyal hesaplara gerçekleştirilen siber saldırılarda her geçen gün artmakta ve çok büyük mağduriyetlere yol açmaktadır. Kişisel fotoğrafların, özel yazışmaların ses kayıtlarının, ticari sırların, formüllerin telefon numaralarının vb. bulunduğu hesaplar başkaları tarafından ele geçirilmekte bu bilgiler yayınlanmakta veya şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. Söz konusu siber saldırılardan korunmanın ve hesabınızın daha güvenli hale getirmenin bazı yolları mevcuttur. Bunlardan en önemlisini de e-posta ve şifreniz oluşturmaktadır zira şifreniz hesabınıza girişte, anahtar rolündedir. E-posta adresiniz sizlerin belirlediği herhangi bir şey olabilir ancak şifrenizi rakam, harf veya noktalama işaretlerinden oluşan karmaşık ve güçlü bir şifre olarak seçmenizde yarar var. Güçlü bir şifreoluşturduktan sonra ise iki faktörlü kimlik doğrulamasını etkinleştirmekte hesabınızın güvenliğini artıracak önemli faktörlerden biridir. İki faktörlü kimlik doğrulamasını etkinleştirmek için cep telefonu numaranızı sisteme eklemeniz gerekir. Instagram, hesabınıza belirlediğiniz bilgisayar veya telefonun dışında farklı bilgisayar veya telefondan giriş yapmayı denediğinizde size bir kod gönderir. Gönderilen kod sayesinde hesabınıza başka bir cihazdan giriş yapıldığında size gelen kod ile giriş yapılması gerekecektir. Bu yöntemler ile hesabınızı daha güvenli bir hale getirebilirsiniz. Aynı zamanda dikkat edilmesi gereken bazı durumlar mevcuttur. Müşterek bir bilgisayardan Instagram hesabınıza girdiğiniz durumlarda işinizi hallettikten sonra Instagram hesabınızdan çıkış yaptığınızdan emin olmalısınız. Hesabınız için üçüncü taraf bir uygulama kullanabilirsiniz ancak giriş bilgilerinizi kendi amaçları için kullanmaya hazır şüpheli uygulamalar bulunmaktadır bu uygulamalara dikkat etmeniz gerekmektedir. Aynı zamanda gelen mail, mesaj veya linklere güvenmeyiniz. İnstagram’dan gelen mesajlar yalnızca @mail.instagram.com adresinden gelmektedir. İnstagram’dan olduğunu iddia eden şüpheli bir e-posta veya mesaj alırsanız bağlantı veya eklere tıklamayın. İnstagram hesabı çalınma yollarına örnek verilecek olursa; sosyal medya üzerinden yaptığınız mesleği öğrenip örneğin doktorsanız, mesleğiniz ile alakalı size ait şikâyet olduğunu bildiren bir mesaj gelmekte mesajda verilen siteye girerek adınıza gelen şikayeti görebileceğiniz belirtilmekte devamında siz sitenin linkine girdiğinizde karşınıza “Doktordan Şikayetler” başlığı altında oldukça profesyonel duran bir site görmektesiniz. Adınıza gelen şikâyeti görebilmek için ise sosyal medya hesabınıza giriş yapmanız istenmekte siz karşınıza çıkan alana sosyal medya kullanıcı adınızı ve şifrenizi girdiğinizde karşı taraf artık hesabınıza erişim sağlayabilmekte olup bu şekilde veya daha birçok yöntem ile sosyal medya hesabınız ele geçirilebilmektedir. Sonuç olarak: ilk yapmanız gereken hesabınızın güvenli hale getirilmesini sağlamaktır. Daha sonra güvenilir olmayan herhangi bir uygulama, mesaj veya linke itibar etmemeniz ve sosyal medya kullanıcı adı ve şifre bilgilerinizi paylaşmamanız gerekiyor. Sosyal ortamlarda bulunan hesabınızın ve verilerinizin çalınması devamında hukuki sorumluluklar doğurmaktadır.İnstagram, twitter, facebook gibi sosyal medya platformları tek başına bir bilişim sistemi olarak kabul edildiğinden, bu sistemle hukuka aykırı olarak giriş yapılması, buradaki verilerin veya gönderilerin değiştirilmesi veya erişilmez kılınması gibi eylemleri gerçekleştirenler yakalandığında cezalandırılmaktadır. Söz konusu eylemler Türk Ceza Kanunu gereğince suç teşkil etmektedir. 5237 sayılı TCK’da izinsiz bilişim sistemine girme suçunun düzenlenmiştir. Madde 243- (1)Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. (3)Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bilişim suçlarından işlenmesi en basit olan izinsiz bilişim sistemine girme suçuna ilişkin madde üç fıkradan oluşmaktadır. Suçun temel şekli birinci fıkrada düzenlenirken; ikinci ve üçüncü fıkralarda nitelikli hallere yer verilmiştir. Bu hallerden ilki gerçekleşirse faile suçun temel şekline göre daha az, ikincisinin gerçekleşmesi halinde ise daha fazla ceza verilmesi öngörülmektedir. Sosyal medya kullanıcılarının yaşadığı mağduriyetler hukuki ve idari yollara başvurarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bu eylemlerle karşılaştığınızda avukata başvurmanızda fayda vardır. Bundan sonraki makalemizde ise instagram hesabınızı tekrar geri almanın yolları anlatılacaktır. Av. Akın Balcı Av. Gizem Birsen Balcı
İhraç Edilen Öğretim Üyeleri Hakkında Verilen Anayasa Mahkemesi Kararının Sonuçları
İhraç Edilen Öğretim Üyeleri Hakkında Verilen Anayasa Mahkemesi Kararının Sonuçları İhraç Edilen Öğretim Üyeleri Hakkında Verilen Anayasa Mahkemesi Kararının Sonuçları Yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile hakkında göreve iade kararı verilen, eski çalıştıkları kurum yerine bir başka kuruma ataması yapılan kamu görevlileri, eski çalıştıkları kurumlara geri dönmeyi talep edebilirler. Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2018/137 E. 2022/86 K. sayılı kararı ile 7075 sayılı kanunun 10. maddesinin 4. cümlesinde geçen ” … Ankara, İstanbul, İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarına öncelik verilmek kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kurumlarından birine … “ ibaresinin Anayasanın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu tespit edilmiş ve ilgili ibare iptal edilmiştir. Bahse konu Anayasa Mahkemesi kararı 12.01.2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 7075 sayılı kanunun 10. maddesi ” … yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarihli ve E.: 2018/159, K.: 2019/93 sayılı Kararı ile.) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.) önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. … “ şeklini almıştır. Yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile hakkında göreve iade kararı verilen kamu görevlilerinin eski çalıştıkları kurumlara geri dönebilmeleri ve orada çalışmaya devam edebilmeleri için öncelikle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Başvuru dilekçesi dahilinde yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararına da atıf yapılmak suretiyle kamu görevinden çıkarılmadan önceki kurumdaki görevlerine iadelerinin ve buna ilişkin gereğinin yapılması talep edilmelidir. Burada alternatif olarak, mevcut durumda çalışılmakta olan kuruma başvuru yapılması ve böylece daha önceki çalışılan kurumdaki göreve iadenin talep edilmesi mümkün ise de çalışılan kurum da Yükseköğretim Kurumu Başkanlığına bağlı işlem tesis edeceğinden direkt olarak Yükseköğretim Kurumu Başkanlığına müracaat edilmesi süreci hızlandıracaktır. Bahse konu talepler mevcut durumda Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca reddedilmektedir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı talebin reddine gerekçe olarak; “2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153 üncü maddesinde; “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.” “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.” “İptal kararları geriye yürümez.” “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükümleri yer almaktadır. Bu kapsamda Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından kamu görevine iade edilenlerden 30/6/2022 tarihli ve E: 2018/137, K: 2022/86 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının yayımlandığı 12 Ocak 2023 tarihi öncesinde Yükseköğretim Kurulunca atama teklifi yapılanların, söz konusu karar sonrası haklarında yeniden atama teklifi yapılması konusundaki başvurularına Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği konusundaki Anayasa hükmü uyarınca işlem yapılamamaktadır.” ifadelerini sunmaktadır. Yükseköğretim Kurumu Başkanlığının talebin reddine yönelik işlemi “Anayasanın Üstünlüğü Prensibi” ve “Hukuk Devleti İlkesi” gereği hukuka aykırı niteliktedir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2018/137 E. 2022/86 K. sayılı kararı ile 7075 sayılı kanunun 10. maddesinin 4. cümlesinde geçen ibarenin iptali ile yeni bir hukuki durum meydana geldiğinden yerleşik Danıştay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere ilgililerin oluşan yeni durumdan yararlanmak üzere idareye başvurabilecekleri ve istemlerinin reddi halinde ise yürütmenin durdurulması talepli olarak idari işlemin iptali istemiyle dava açabilecekleri açıktır. Sonuç olarak, Yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararı ile hakkında göreve iade kararı verilen kamu görevlilerinin, Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2018/137 E. 2022/86 K. sayılı kararı ile eski çalıştıkları kurumlara iadelerini talep edebilmeleri mümkün olup işbu hale dair öncelikle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bir talep dilekçesiyle başvurmaları, talebin reddi halinde ise yürütmenin durdurulması talepli olarak idari işlemin iptali için dava açmaları gerekmektedir. İdari işlemin iptali için dava açılması halinde, Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli 2018/137 E. 2022/86 K. sayılı kararı ile 7075 sayılı kanunun 10. maddesinin 4. cümlesinde geçen ” … Ankara, İstanbul, İzmir illeri dışında ve 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarına öncelik verilmek kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığı yükseköğretim kurumu haricinde tespit edilecek yükseköğretim kurumlarından birine … “ ibarenin kaldırılması sebebiyle lehe sonuç elde edilebilecektir.
ESTETİK HATALARI VE GÜZELLİK MERKEZLERİNDEKİ MAĞDURİYET SONRASI PARA İADESİ VE TAZMİNAT
Estetik Hataları ve Güzellik Merkezlerindeki Mağduriyet Sonrası Para İadesi ve Tazminat Estetik Hataları ve Güzellik Merkezlerindeki Mağduriyet Sonrası Para İadesi ve Tazminat Günümüzde teknolojide yaşanan gelişmeler ve ulaşılabilirliğin artması, estetik ve güzellik sektörünün daha çok büyümesine ve bu alandaki problemlerin bu büyüme ile birlikte daha çok artmasına sebep olmuştur. Bu yazımızda son zamanlarda yaygınlaşan güzellik merkezi ve epilasyon merkezlerinde yaşanan mağduriyetleri ve bunlara karşı hukuki başvuru yollarını ele alacağız. Bu merkezler tarafından hatalı olarak uygulanan işlemlere karşı hakların neler olduğu ve hangi hukuki yollara başvurulabileceğini açıklayacağız. İlk olarak belirtmek gerekir ki, güzellik merkezlerinden hizmet alan kişi tüketicidir ve Tüketicinin Korunması Kanunu Kapsamında korunmaktadır. Güzellik merkezi-estetik ve epilasyon merkezi ise verdiği hizmetin vaat edilen şekilde olmasından sorumludur. Güzellik merkezinin sunduğu hizmeti ayıplı ifa ettiği durumlarda tüketicinin 3 seçimlik hakkı bulunmaktadır. Bu haklar; Hizmetin yeniden görülmesi, Hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, Ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme haklarıdır. Söz konusu merkezlerdeki sağlayıcılar, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar da sağlayıcı tarafından karşılanır. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat talebinde de bulunabilecektir. Tüketici böyle bir sorun ile karşılaştığında, hizmet sağlayan ile anlaşarak sorununu çözemiyor ise belirlenen parasal sınırlar dahilinde ilçe tüketici hakem heyetine, il tüketici hakem heyetine veya Tüketici Mahkemelerine başvuru yapabilme hakkına sahiptir. Tüm bunların yanı sıra, genel olarak tüketiciler güzellik merkezlerine belli tarih aralıkları ile düzenli bir hizmet almak için başvuru yapabilmekte, alacakları hizmetin karşılığını da peşin ödemiş veya taksit ile ödeme konusunda vaatte bulunmuş olabilmektedirler. Örneğin tüketici, güzellik merkezi ile her ay yapılmak üzere bir yıllık cilt bakım hizmeti konusunda anlaşmış ve sözleşme imzalamış olabilir. Tüketici hizmeti almaya başladıktan bir süre sonra aldığı hizmetten memnun kalmayarak sözleşmesini iptal etmek isteyebilir. Böyle bir durumda tüketiciye parasının iade edilmesi gerekecek midir? Öncelikle tüketicinin, güzellik merkezi ile yapmış olduğu sözleşmeden dönebilmesi yani ben artık hizmet almayacağım, bana paramı iade edin diyebilmesi için, güzellik merkezinin sunmuş olduğu hizmeti ayıplı olarak ifa etmiş olması gerekir. Eğer ki güzellik merkezinin hizmeti sunar iken hiçbir kusuru yoksa tüketici sözleşmeden dönme hakkına sahip olmayacağından parasının iadesini isteyemeyecektir. Fakat güzellik merkezi, kusurlu ifade bulunmuş ise bu durumda ödemiş olduğu bedelin tümünün iadesini isteyebilecektir. Tüketici eğer hizmet bedelini taksitli ödeme konusunda anlaşma yapmış ise taksitleri ödemeyi bırakacak, ödemiş olduğu taksit tutarlarının da iadesini isteyecektir. Son zamanlarda özellikle lazer epilasyon hizmeti alan tüketicilerde lazer epilasyon sonucu bazı sağlık sorunlarının olabildiğini görüyoruz. Tüketicide aldığı hizmet sonucu sağlık problemleri oluşuyor, kişinin bedensel bütünlüğüne zarar veriliyor ise tüketici, hizmet aldığı kurumdan ayrıca maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunabilir ve dava açabilir. Bunun yanı sıra tüketici, hizmet almak için kuruma ödeme yapmış ama hizmet alamamış veya vaat edilen tarihte hizmete başlanmamış ise güzellik merkezi, tüketiciden aldığı ödemeyi aynen iade etmelidir, aksi halde faizi ile iade etmek zorunda kalacaktır. Güzellik, Estetik ve Epilasyon Merkezi Tarafından Uygulanan İşlem ile Yaralama Suçu Güzellik ve epilasyon merkezleri ile ilgili sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklardan diğeri ise yanıklar, kalıcı izler gibi konusu Ceza Hukuku bağlamında genellikle taksirle yaralama suçuna (TCK 89) giren eylemlerdir. Bu gibi durumlarda, yanlış işlem sonucu bir yaralanma, yanık meydana geldiğinde kişi derhal bir sağlık kurumundan yaralanmaya ilişkin durum bildirir sağlık raporu almalıdır çünkü kişi alınacak olan bu raporla yaşadığı mağduriyeti yargı merciine kanıtlayabilecektir. Kişi kurumdan raporu aldıktan sonra bulunduğu yere bağlı olarak adliyeye giderek savcılık makamlarına şikâyette bulunabilir. Taksirle yaralama suçunun cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır. Güzellik merkezlerinde yapılan herhangi bir yanlış uygulama nedeniyle merkeze başvurduğunuz da genellikle cildinizin hassas olduğu, birkaç güne bir şey kalmayacağı ya da hormonal bozukluğunuzun olabileceği gibi dönüşler alabilirsiniz. Hormonal bozukluğunuz olduğu konusunda size geri dönüş yapmışlar ise şunu bilmelisiniz ki işleme başlamadan önce sizin sağlık durumunuz hakkında bilgi olmak, merkezin sorumluluğundadır. Çoğunlukla bu durum uygulamada es geçilmekte ve pek çok mağduriyetlere sebebiyet vermektedir. Ve piyasada son dönemde artan güzellik merkezi sayısı ve sayısız şikâyet de denetimlerin yetersizliğinden kaynaklanıyor olabilir. Kişi, bu yanlış uygulama sebebiyle kalıcı bir ize sahip olmuş ve bu izden dolayı bir zarara uğramış olabilir. Örneğin kişi mankendir ve yüzünde ikinci derece bir yanık izi oluşmuştur. Yanık izi, işini etkilediğinden dolayı kişilik hakkı da zarara uğramıştır. Böylece kişi hukuk mahkemelerinde (bu durumda tüketici mahkemesi) maddi-manevi tazminat davası açarak zararını kanıtlamak suretiyle zararının giderilmesini mahkemeden talep edebilir. Aynı anda hem ceza yargılaması (şikâyet) hem de hukuk yargılaması (maddi-manevi tazminat) yürütülebilir. Kişi yapılan işlemden dolayı zarara uğradığından bahisle dava açabilmenin yanı sıra, merkezle arasındaki sözleşmede hizmetin ayıplı verilmesinden dolayı da dava açabilmektedir. Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir. Tüketici, sözleşmeden doğan hizmetin yerine getirilmemesinden dolayı oluşan ayıplı hizmette, kanunun kendisine tanıdığı seçimlik haklarını kullanabilir. Sözleşmeden dönebilir, hizmetin yeniden görülmesini isteyebilir ya da hizmet görülmediyse ödenen bedelin iadesini isteyebilir. Bunun yanı sıra hizmetin görülmemesinden dolayı bir zarara uğramışsa dava açtığı mahkemeden tazminat da talep edebilir. Estetik operasyonlar sonucu yaşadığınız sorunlar için alanında uzman bir avukattan danışmanlık almanızı tavsiye ederiz. Av. Gizem Birsen Balcı